08504252096 – 02129750400 – Hediye paketi kazandınız adı altında “Telefon dolandırıcılığı”

Geçen günlerde telefonuma bir mesaj geldi,

54******** No lu Telefon Numaraniza Policelerinizden dolayi tanimlanan 2750tl degerinde HEDIYE paketinizi 3 gün icinde almazsaniz iade olacaktir. 02129750400

hediye-kazanmisim

Dolandırıcılık mesajı olduğu gün gibi ortadayken ne diyerek milleti kandırıyorlar diye aradım. Bayan telefon numaramın aradığım numara olduğunu ve benden yanlış bir isim bilgisi aldıktan sonra, paketin içinde şu kadarlık parfüm, bilmem ne kadarlık falan, bilmem ne kadarlık filan diyerek anlatmaya başladı, ptt kargoya göndereceklerini oradan bizim alacağımızı sadece 8 küsür lira kargo ücreti ödeyeceğimi söyledi. Telefonu kapatır kapatmaz BTK ya şikayette bulundum, BTK gün içerisinde geri döndü.

 

dolandirici

Neyse aradan bir kaç gün geçti, kargonun ptt şubesinde olduğuna dair bir mesaj geldi, çok fazla alakadar olmadım.

kargo

2 gün sonra bir bayan arayıp kargo’nun beklediğini tekrarladı. Fakat 98 TL ücretle almam gerektiğini söylüyordu. O ücrette bir kargo beklemediğimi söylediğimde, bayan bu şekilde beyanatınızı aldım deyip kapattı. 98 TL ücret meselesini ilk konuştuğumuzda söylemediler diye hatırlıyorum kadın 98 dedi’de ben mi sekiz anladım acaba diye şüpheye düştüm internette biraz arayınca ücret konusunda yanıltıyorlar diyen çıkmamış. Bir arkadaş konuşmayı kaydedip YouTuba eklemiş.


Bayan beyanatımı iletmiş olacak ki ertesi gün bir mesaj daha geldi. Hakkımda yasal işlem başlatacaklarına dair. Yasal işlem başlatacakları için filan değil acaba korkup gider paketi alır mı diye. İnternet’te bazı kaynaklarda okudum sahte avukatlık bürosu isimleri veya uydurmasyan isimlerle şu hukuk bürosundan arıyoruz diye millete tehdit vâri konuşmalar yapanlarda varmış. Sakın ola böyle mesajlara prim verip aramayın kimse kimseye bedava bir şey vermez. Aramışsanızda bunların tehditlerine boyun eğip para ödemeyin, geri alsınlar kargodan paketlerini, hiçbirimiz paramızı sokaktan toplamıyoruz.

yasal-islem

Şu ana kadar herhangi bir hukuk bürosundan arayan olmadı, arayacaklarını da zannetmiyorum, ararlarsa da hiç birşey elde edemeyeceklerini onlarda biliyor. Kargo hala bekliyor olmalı ki günlük kısa mesaj gönderiyorlar gidip kargoyu almam için. Tekrar ediyorum böyle bir durumla karşılaşırsanız sakın teslim almayım. Size bir mesaj geliyorsa’da ilk olarak gelen mesajı bir Google’da aratın muhtemelen böyle bir yazıyla karşılaşırsınız.

kargo-takip

Ayrıca bu türden vakalar başınıza gelirse ilgili yerlere şikayet etmeyi de unutmayınız.

Şikayet için: Bimer

2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri.

Bugün cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Sonuç az çok belli birinci tura olmazsa ikinci tura Başbakan Erdoğan Cumhurbaşkanı olarak seçilecek ve 5 yıl daha siyasi sahnede rol alacak. Başkanlıkla alakalı düzenlemeyi ne zaman yaparlar Allah bilir.

Hakkında çıkan onca yolsuzluk suçlaması, tapeler, darbe girişimlerinden sonra RTE çok kan kaybetmiş gibi görünmüyor. Bir yanda AKP’lilere sürü diyen bugüne kadar memleketin refahı için ne yaptığı bilinmeyen bir grup, diğer yanda 12 yıl boyunca ülkenin iktidarına kazık çakmış, sosyal alanda Türkiye’yi bir Türkiye yapsa da, dış ilişkilerdeki muammaları, sıfırladın mı oğlum, bunlar paralel devlet PARALEL diye bağıran, adı için geçen yolsuzluk iddialarının çokta gündemde yer etmediği başbakan.

Selahattin demirtaşın oy kitlesi belli kendisine siyasi hayatında başarılar diliyorum.

Ne yapacağımızı bilemedik azizim. Sonuç az çok belli olduğu için çokta kafaya takmıyoruz gerçi.

Dileğim yarın huzuru mahşerde kimin yanındaydın diye sorduklarında. Doğru yapanların yanında diyebilmek.

Rabbim Ümmeti Muhammed’e birlik, dirlik ihsan etsin.

Çalışırken müzik dinlemek.

Bazı arkadaşlar çalışırken hem de eşlik ederken müzikle çalışırken. Ben çoğu zaman dikkatimi dağılmış youtube da şarkının klibini izlerken buluyorum kendimi.

Google’da aratayım dedeiğim’de aşağıdaki haberle karşılaştım. Tavsiyem çalışırken sadece işe odaklanmak.

muzik-dinle

İngiltere’de yapılan bir araştırma, iş yerlerinde çalışanların müzik dinlemesine karşı çıkan müdürlerin çok da haksız olmadığını ortaya koydu.

Galler Üniversitesinde görev yapan bir grup bilim adamı, çalışırken müzik dinlemenin konsantrasyonu bozduğunu ve idrak etme kapasitesini etkilediğini bildirdi.

Applied Cognitive Psychology dergisinde yayımlanan araştırmada bilim adamları, bir grup gönüllüyü, sevdikleri ya da hiç zevklerine uygun olmayan bir müziğin eşliğinde veya sessiz bir ortamda hafıza testine tabi tuttu.

Araştırmanın sonucunda elde edilen veriler, insanın zevkine uygun olsun ya da olmasın, müzik dinlemenin katılımcıların testteki başarılarını düşürdüğünü gösterdi.

Birçok uzmanın özellikle klasik müziğin hafızayı güçlendirdiğini ve strese iyi geldiğini savunduğu ve müziğin ameliyathanelere kadar girdiği günümüzde elde edilen bu verilerin, müziğin gücü karşısında yetersiz kalabileceği yorumları yapılıyor.

Çocuklarımızın yetiştirirken yapmamamız gerekenler

Yine bir sosyal mesaj. Facebook’tan alıntıladığım ve hoşuma giden bu paylaşım umarım size ve gelecek nesillerimize faydalı olur.

Sevgili anneler ve babalar çocuklarınızı her türlü kötülükten korumak istiyorsunuz.

İşe evden, kendinizden , kullandığınız kelimelerden, verdiğiniz gizli mesajlardan başlayın.

1) Dudaklarından öpmeyin kuzularınızı,
2) Garson amca kızar şimdi, bak teyze kızacak şimdi diye herkes sana kızabilir bağırabilir imajı yaratmayın.
3) Kalabalık araçlarda otur teyzenin kucağına, sıkış amcanın yanına diyerek yabancılar ile arasında bağı kuvvetlendirmeyin.
4) Akraba dahi olsa çocuğunuzu kimse ile tuvalete yollamayın.
5) Kendini öptürmek istemiyor ise “öpsün bir kere” demeyin ve ona kızmayın.
6) Utana sıkıla modern olacağım diye çocuğunuz ile banyo yapmaya çalışmayın. (dikkat bebeğiniz ile demiyorum)
7) Vücuduna o istemedikçe kimse dokunamaz bunu ona öğretin.
8) Yol boş diye kırmızı ışıkta çocuğunuz yanında karşıdan karşıya geçmeyin.
9) Yol boş diye üst geçit yerine trafiğin arasından karşıdan karşıya geçmeyin.
10) Litre litre kola içip kola çok zararlı demeyin (inandırıcılığınız ölüyor).
11) Kitap , dergi, gazete okumuyor iseniz çocuğunuz okumuyor diye onu aşağılamayın. Gökten inmiyor okuma alışkanlığı.
12) Sen yapamazsın değil, denemek ister misin deyin.
13) Anne – baba olun arkadaş değil.
14) Cıss demeyin, ona olabilicek zararları anlatın. Anlayacağı cümleler ile bilimsel gerçekler ile değil.
15) Göz teması kurun
16) Bolca sarılın; unutmayın sizden ihtiyacı olan sevgiyi alan çocuk dışarıya daha az yönelecektir.
17) Aşağılamayın, yargılamayın, utandırmayın ve asla kıyaslamayın (unutmayın her çocuk özeldir. Tek’dir.)
18) Korkutarak değil açıklayarak öğretici olun.
19) Sorduğu kadarına yanıt verin destan yazmayın.
20) Çocuğunuzu etiketlemeyin, olumlu-olumsuz etiketler baskı yaratır. ona isim takmayın, el şakası yapmayın.

Özgüveni Yüksek İnsanların Yapmadığı 15 Şey

Bl5BFMdCMAAnBWv

1. Bahane Üretmezler.
Kendi fikir ve davranışlarının sorumluluklarını alırlar ve arkasında dururlar. İşe geç kaldıklarında trafiği bahane etmezler. Bir hedefe ulaşamadıkların da “Ama zamanım yetersizdi”, “Demek ki ben yeterince iyi değilmişim” gibi bahanelere sığınmazlar. Yeterince iyi olana kadar ve yeterli zamanı kullanarak başarana kadar yılmadan denerler.

2. Herkesin Korktuğu İşi Yapmaktan Çekinmezler.
Korkunun kendilerini esir almasına izin vermezler. Bir işi başarmak için sahip olmaları gereken kişiliğe ulaşmanın aslında korkularıyla yüzleşmekten geçerek kendilerini de değiştirmeleri sonucunda oluşacağını bilirler.

3. Konfor Balonu İçerisinde Yaşamazlar.
Konfor alanında yaşamazlar, çünkü bilirler ki burada tüm hayalleri ölür. Aksine konfor alanlarından çıkmayı ve zoru başarmayı hedeflerler, çünkü kendileri zorluklarla baş etmeyi öğrendikçe ancak başarıya ulaşabileceklerini bilirler.

4. Bugünün İşini Yarına Bırakmazlar.
Bugün gerçekleştirilen iyi bir planın, herhangi bir gün gerçekleştirecek mükemmel plandan daha iyi olduğunu bilirler. “Doğru zaman” veya “Doğru Koşullar”ın oluşmasını beklemezler, çünkü bu tür beklentilerin arkasında aslında değişim korkusunun yattığını bilirler. Onlar hemen şimdi, burada, bugün harekete geçerler, çünkü ancak bu sayede ilerleme kaydedilebilir.

5. Başkalarının Olumsuz Düşüncelerinden Etkilenmezler.
Başkalarının negatif geri bildiriminden etkilenmezler.

6. İnsanları Yargılamazlar.
Gereksiz, kendi kendine yaratılan dram hallerine hiç tolerans göstermezler. Kendilerine arka çıkacak insanlara ihtiyaç durmazlar, iş arkadaşlarıyla ilgili dedikodulara prim vermez veya çevresindekilere farklı fikirlerinden dolayı saldırıya geçmezler. Kendi halleriyle, kendi hissetikleri halleriyle barışıktırlar ve kendilerini ispat etmek için kimseye ihtiyaç duymazlar.

7. Kaynak Yetersizliğini Görünce Pes Etmezler.
Ellerindeki kaynak ne ise, o kadarından yararlanmaya bakarlar, azlığına çokluğuna bakmazlar. Her şeyin yaratıcılıkla mümkün olduğuna ve pes etmedikçe sonuca ulaşılacağına inanırlar. Zorluklara dayanarak derdi büyütmektense, çözüme ve çıkış yolu bulmaya odaklanırlar.

8. Kendilerini Başkalarıyla Kıyaslamazlar.
Etraflarındaki herhangi birisiyle yarışmadıklarını bilirler. Ancak bir gün önceki kendileri ile yarışırlar. Her insanın kendi özgün şartlarında kendi hikayesini yaşadığını ve başka insanlarla kıyas yapmanın gerçekçi olmadığını, kolaycılık olduğunu bilirler.

9. Herkesi Memnun Etmeye Çalışmazlar.
Tanıştıkları veya karşılaştıkları her insanı memnun etmeye çalışmazlar. Herkesle iyi olmanın mümkün olmadığını, hayatın gerçeğinin böyle olduğunu bilirler. Bunun yerine mevcut ilişkilerinin sayısından ziyade kalitesine odaklanırlar.

10. Sabit bir Güvenceye İhtiyaç Duymazlar.
Ellerinden tutulmasına ihtiyaçları yoktur. Hayatın herkes için adil olmadığını, olayların her zaman kendileri için iyi olmayacağını bilirler. Hayattaki her şeyi kontrol edemeyeceklerinin farkında olarak hayatta başlarına gelen olayları hayra yorarak ve olumlu yönlerini alarak ilerlemenin yolunu ararlar.

11. Hayatın Acı Gerçeklerini Göz Ardı Etmezler.
Hayatta karşılaştıkları problemlere henüz başlangıcında, büyümeden müdahale ederler, tedbir alırlar. Problemlerin adını koymazlarsa, günler, haftalar ve aylara yayarlarsa her geçen gün katlanacağını bilirler. İş ortaklarıyla, arkadaşlarıyla rahatsız edici bir görüşmeyi yapmayı, problemleri hasır altı etmeye, güven ilişkilerini riske atmaya tercih ederler.

12. Küçük Tümseklere Takılıp İşi Yarım Bırakmazlar.
Her düştüklerinde hemen tekrar ayağa kalkarlar. Bilirler ki düşmek yükselmenin engellenemez bir parçasıdır. Tıpkı bir dedektif gibi her seferinde neden düştüklerinin nedenlerini ararlar, tekrar denerler ancak bu sefer bir önceki düşmelerinden dersler alarak.

13. Harekete Geçmek için Kimsenin Onayına İhtiyaç Duymazlar.
Hiç tereddüt etmeden harekete geçerler. Her gün kendilerine şu soruyu sorarlar: “ben değilsem, kim? Şimdi değilse ne zaman?”

14. Kendilerini Küçük Bir Çerçeveyle Kısıtlamazlar.
Kendilerini tek bir plan ile kısıtlamazlar. En az efor ve maliyet ile ile en iyi sonuçlara ulaşmalarını sağlayacak stratejileri bulana kadar ellerindeki tüm ve her kaynağı kullanmaya bakarlar, her adımlarının etkisini ölçerler ve pes etmezler.

15. İnternette Okudukları Her şeye Düşünmeden Körü Körüne İnanmazlar.
İnternette her okudukları makaleye sırf yazar öyle düşündüğü için körü körüne inanmazlar. Kendi özgün bakış açılarıyla okuduklarını mercek altına alırlar. Kendi gerçek hayatlarıyla ilintili olan her türlü bilgiye odaklanıp geri kalanları önemsemeyerek sağlıklı ve gerçekçi bir değerlendirme yapmaya çalışırlar. Bu tür makalelerin düşünce egzersizi ve eğlence amaçlı olduğunu bilirler ve öz güveni yüksek insanların ne yapmayacaklarını yine en iyi onlar bilirler.
Continue reading

Senin gönlün değişirse dünya değişir

“Şu dünya bir dağ gibidir.
Ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir.
Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır.
Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır.
Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece Sadece güzel sözler et.
Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak.
Senin gönlün değişirse dünya değişir.”

Şems-i Tebrizi

No Problem yada all is well :)

Problemlerden kurtulmak için ”bardağı yere bırakın

Profesör,içi dolu bir bardağı tutarak derse başladı.“Bu bardağın ağırlığı ne kadardır sizce? diye sordu talebelerine.Herkes bir tahminde bulundu.

İkinci bir sory daha geldi profesörden;

“Bu bardağı bir kaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?”
“Hiç bir şey”
“Ya bir saat boyunca tutsaydım”….
“Kolunuz ağrımaya başlardı.”
“Haklısınız….Peki gün boyu elimden bırakmasaydım.
“herhalde kas spazmı geçirir,Belki de hastaneye kaldırılırdınız.”
Profesör,bu soruları niçin sorduğunu açıklamak için sözlerini sürdürdü.
“Bardağın ağırlığında bir değişiklik oldumu?”
“Hayır”
“Peki o zaman kolumun ağrımasına ve kas spazmı yol açan neydi?”

Öğrenciler cevap bulmaya çalışırken hocalarından ikinci bir soru daha geldi.
“Acıdan ve ağrıdan kurtulmanım için ne yapmam gerekirdi?”
“Bardağı elinizden bırakmanız.”
“Kesinlikle öyle.”
dedi profesör ve devam etti.
“Hayatın problemleri de böyle bir şeydir.Onları kafanızda bir kaç dakika tutarsanız,bir sorun yokmuş gibi görünür.Kafanızda evirip çevirip sürekli düşünürseniz,başınız ağrımaya başlar.Sorunlar zaman içinde sizleri yiyip bitirir.hayatınızda karşılaştığınız güçlükleri,sorunları elbette düşüneceksiniz.Ama,her günün sonunda uyumadan önce,tıpkı bardak gibi onları bir kenara bırakmalısınız.O zaman strese girmez,her sabah taze bir beyinle uyanır ve o gün karşılaşacağınız güçlüklerle mücadele edebilecek enerjiyi kendinizde bulursunuz.sevdiklerinize bu hikayeyi anlatın.“ bardağı yere bırakın

Ölmeye Geldik

“Ölmeden önce ölünüz.”

Şoför olup da seyahat etmemek imkansızdır. Ben de seyahatlerimi Durak’ta topluyorum. Evet ilk durağımız kiminin son durak dediği yer.

Kabristan’dayım. Doğum günü kutlamak için güzel bir mekan olmasa da ötelerden haber vermesi açısından güzel bir hediye. Yani herkese nasip olmaz böyle doğum günü partisi.

Aslında çok özel şeyler yazacak değilim. Bu yazıyı daha önce yazmayı düşünüyordum ama bilerek doğum günümü seçtim diyebilirim. Bu yazıyı tek özel yapan şey bu. Ne yani Kabristan diyorum, şöyle kabirler, bol mermer, çiçekler falan. Biraz sonra daha korkutucu olacağım merak etme.

Kabristan ya da mezarlık. Ne farkeder? Kelimeler ruhumuzdur derseniz benim gibi Kabristan en güzelidir.

 

-Nerelisin?

-Kabristanlı.

Continue reading

Demirhindi ve Demirhindinin Faydaları

Bağırsak sorunuyla alakalı tavsiye edilen Demirhindi meyvesinin faydaları…

Demirhindi (Tamarindus indica): Sıcak ülkelerde yetişen, sarı-kırmızı salkımlar halinde çiçekleri ve koyu kırmızı renkte, mayhoş tatta meyveleri olan, 20-25 metre boylarında bir ağaçtır.

Demirhindinin Faydaları ve Etkileri: Meyvesi dışkıyı yumuşatarak kabızlığı giderir ve bağırsakları temizler. Vücudu rahatlatır. Susuzluğu giderir ve serinlik verir. Yaprakları bağırsak solucanlarını düşürmeye yardımcı olur.

Demirhindi Nasıl Kullanılır? Demirhindi ağacının meyveleri yenebileceği gibi baharat olarak da kullanılır. Ayrıca, reçel ve demirhindi şerbeti yapımında kullanılır. Demirhindi şerbeti yapmak için çekirdekleri alınmış demirhindi meyveleri kaynar suda bir süre kaynatıldıktan sonra suyu süzülür. Süzülen suya bolca şeker ya da bal katılarak, bu su tekrar kaynatılır ve süzülür. Elde edilen şerbet soğutulduktan sonra keyifle içilir. İstenirse Demirhindi şerbetine çeşitli baharatlar da katılabilir. Osmanlı Mutfağı’nda oldukça yaygın olarak kullanılmıştır. Demirhindinin yaprakları ise kaynatılarak suyu içilebilir. Bu su bağırsak solucanlarını düşürmekte faydalıdır.