Norveç’te benzinli ve dizel araçlar yasaklanıyormuş

Biz daha otomobil üretecek bir babayiğit ararken adamlar elektrikli otomobil kullanımı yaygınlaştırmak amacıyla hali hazırdaki desteklerinin yanında (birtakım vergi muafiyetleri, park ücreti muafiyetleri, ücretsiz gişeler, tünel ve köprüler, ücretsiz şarj istasyonları) birde fosil yakıtlı araçları yasaklıyorlar. Uygulamaya 2030 yılında geçilmesi planlanıyor ve piyasaya yeni çıkan otomobilleri kapsayacak.

elektrikli-otomobil

Okuduğum yorumlara göre Norveç’te elektrikli araç kullanımı yaygınmış, hemen her yerde şarj istasyonu mevcut ve Tesla’nın en çok araç satışı abd’den sonra Norveç’e.

Bu arada Norveç, ismini doğaya saygısıyla medyada çokça duyduğum, geri dönüşüm yapmak için kendi pisliğini bitirip başka ülkelerden çöp ithal eden bir ülke. Avrupa’nın en büyük petrol ve doğal gaz üreticisinin fosil yakıt ihraç edip, kullanmaması bazılarınca uyuşturucu satıp kullanmamaya benzetilse de ikisi aynı şey değil.

Bu olay üzerine aklıma Fatih Sultan Mehmet’in “Bizim gücümüzün ulaştığı yerlere, onların hayalleri dahi ulaşamaz..” sözü geldi.

Ne diyelim, esasen diyecek bir şey yok, çok çalışmamız lazım çoooook…

indir.com mobil uygulama yarışması 3

logoKonya’lı bir girişimci olan Hasan Yaşar’ın indir.com’u bu yıl mobil uygulama yarışmasının 3.sünü gerçekleştirecek. Mobil uygulama yarışmasının yanına birde sadece üniversite öğrencilerinin katılabileceği ikinci bir uygulama yarışması daha eklemişler.

Birinci seçilen uygulama sahiplerini geçen senelerde olduğu gibi bu senede Silikon Vadisi gezisi ve çeşitli ödüller bekliyor.

Yarışmaya katılım şartları, ödüller, jüri ve diğer prosedürler için yarışmanın sitesini inceleyebilirsiniz.

Mobil Uygulama Yarışması

Mobil Uygulama Yarışması Üniversite

Üniversite’de Mühendislik Uygulama dersinde bende bir yarış oyunu uygulaması gerçekleştireceğim başvuru tarihine kadar biterse yarışmaya bende katılabilirim.

2016 yılı Hedeflerim

Merhaba arkadaşlar, medium.com’da şu yazıyı okurken fırat demirelin 2015 hedeflerine oradan barış özcan’ın zinciri kırma yazısına vakıf oldum. Fırat’ın hedeflerini ve altına gelen yorumları okurken bir çok kişinin de belirttiği gibi kendimi gördüm.

Bir çok kez kendi kendime her gün kitap okuyacağım, günlük tutmalıyım, düzenli çalışıp ortaya bir şeyler çıkarmam gerekiyor, deyip oraya buraya hedefleri yazsam da bu hedefleri takip etme noktasında bir zincir oluşturamadığım için bir gün bir kaç sayfa okuyup ertesi ay yahu benim hedeflerim vardı dediğim çok olmuştur.

Zinciri Kırma tekniği çok hoşuma gitmiş olup, bu aralar çalışma performansımızı artırma adına iş yerinde denediğimiz çeşitli çalışma metotlarıyla da benzerlik taşımasından ötürü özveri ile takip edeceğim yeni bir hedef listesi çıkarmaya karar verdim.

Yapmak istediklerim günlük rutinler, projelerin gerçekleştirilmesi adına yıllık hedefler ve aile ile yapılacaklar gibi çeşitli kategoriler altında toplanabilir, aslında iki gündür kafamın içerisinde nasıl bir plan yapmam gerekiyor sorusu dolanıyor ve bir işi bitiremediğim için yapmam gereken diğer işlere konsantrasyonum da o oranda dağılıyor.

Bakalım yazının sonunda nasıl bir liste çıkacak.

  1. Uyu ve erken kalk;
    Günde kaç saat uyuyacağını belirle; Bu aralar evden çıkışım 10’u bulabiliyor. Sevdiğim bir hocamın günde 4 saat uyuyorum beyanatı, Erdal Demirkıran’ın “Sadece aptallar 8 saat uyur” yazıları her zaman çok uyuyorum az uyumalıyım sorgulamasını kendime yaptırsa da yatış ve kalkış saatindeki düzensizlik ciddi anlamda çalışma performansımı olumsuz etkiliyor. Kalkış saatim aslında diğer günlük rutinlerimi gerçekleştirmem içinde önemli bir faktör. Geç kalkıp yine geç kaldım deyip spor yapmadan, ailem ile ilgilenmeden evden çıkmak istemiyorum. Bu problemin çözümü ile alakalı nasıl bir yol izleyeceğim bilmiyorum eğer çözersem buraya eklerim.
  2. Sabah ve akşam sporu yap
    Masa başında çalışmanın en büyük dezavantajı sağlığımızla oynamamız sanırım. Sindirim sistemi sorunları, Dizlerimde ağrı, boyun tutulması ve gözlük şu ana kadar yaşadıklarım ya yaşayacağım diğer sıkıntılar. Sadece sabah ve akşam sporları değil her saatin 5 dakikasını önerilen egzersizlere ayırmam lazım aslında.
  3. Kitap Oku
    Evet herkes gibi benimde yapmak isteyip tembellikten yapamadığım bir eylem. Zaman zaman başlayıp bir iki kitaptan sonra; iş yoğunluğu, mevcut okuduğum kitabın çok akıcı olmaması gibi sebeplerle yarıda kalan okumalar… Yıl başında eşime her hafta bir kitap okuyacağım dediğimde, başaramayacağımı bildiği için imalı imalı gülerek “tabi tabi canım” dediğini unutmuş değilim. ocağın 17’sine gelip tek sayfa kitap okumadığımı düşünürsek haklılığı ortaya çıkmış oluyor.
  4. Blogu Güncel Tut


    bu konu ciddi sıkıntı, aslında blog tutmalımıyım, yoksa siteyi vcard şekline mi dönüştürmeliyim hala şüphelerim var. Yazmak; ama ne yazmak, ve ne sıklıkta yazmak, yazmış olmak için mi, gerçekten faydalı olmak için mi?. Karşılaştığım kod hatalarını loglamak için mi ? Günlük yaşadıklarımı öylece yazmak için mi ? sorular sorular sorular…

  5. İngilizceni Geliştir
    Bu konuda bir çok kez gündeme alıp başaramadıklarımdan, 2004 yılında MATML’den mezun olduğumda hazırlık okumamdan mütevellit iyi sayılabilecek bir ingilizcem vardı, şimdi okuduğumu çat pat anlayabiliyorum. Mezun olduğumda aldığım 3-4 seviye hikaye kitaplarına birkaç kez başlamama rağmen biteremedim. Duolingo uygulamasında 5-10 günlük serilerin sonunu getiremiyorum. Birde Fırat’ın da değindiği gibi aktif mektuplaşıp ve konuşabileceğim bir ingiliz lazım :)
  6. Projelerine vakit ayır
    O kadar tembelim ki 7 yıldır yapacağım deyip, bir çivi çakamadığım projem var. Projeler Sayfası oluşturdum sene içerisinde oraya 4-5 link koymayı istiyor hayaller, bakalım hayatlar ne olacak.
  7. Sosyal Faaliyetlere Katılma
    Bir sivil toplum kuruluşlarından benimseyeceğim bir tanesinin organizasyonlarını takip etme, bu organizasyonların içinde maddi ve manevi olarak yardımcı olmak.
  8. Günlük Tutmak
    Aslında başlanmış bir günlüğüm var, günlük demek ne kadar doğru bilmiyorum ayda bir yazınca aylık desek daha doğru olur. Aslında Blogu güncel tutmak maddesi ile bu günlüğü bir araya getirmek gibi bir düşüncemde var. Problem ne yazacağım ve nasıl yararlı olacağım sorularında başlıyor. İkisini ayrı ayrı gerçekleştirmek şu an mantıklı geliyor.
  9. Ailemle Konya’da gezilebilecek yerleri gezmek.
    Gezmek’te bir kültür sanırım, doğma büyüme buralıyım fakat dışarıdan gelip benden daha iyi Konya’yı bilen arkadaşlarım var ailecek öyle hadi bu hafta sonu pikniğe gidiyoruz gibi bir alışkanlığımızda yok. Ot gibi yaşıyoruz anlayacağınız. Sabah işe akşam eve :)
  10. Bisiklet Almak ve Bisiklet Turlarına katılmak
    Lise’ye giderken 4 sene boyunca ulaşım aracım bisikletimdi diyebilirim. Lise bittikten sonra çok fazla isteğim olmadı bisiklete. Rıza’nın nereden estiyse bir bisiklet merakı tuttu. Gezginleri takip etmeye, hatta 3 aylık Türkiye turuna çıkmayı dillendirmeye başladı, bugün Murat arkadaşımızın da bir bisiklet alıp çok iyi tavsiyesiyle iyice iştaha geldik umarım en kısa zamanda maddi problemleri aşıp, gezilerden selfi gönderebiliriz.
  11. Okulu bitirmek.
    Bu hedef listesini bir ay önce yazmaya başlamıştım ana başlıklardan biriydi Okulu bitirmek ama daha yayınlamadan üzerini çizmek zorunda kaldık, ilk dönemden uzattığımız kesinleşti. Yazıyı yeni yayınladığıma göre bunu okulun İkinci döneminde tüm dersleri geçmek olarak güncelleyelim.
  12. Haftada bir film izlemek.
    Diriliş Ertuğrul ve Yunus Emre dizilerini internetten takip ediyorum. Film izlemek açıkçası çok mantıklı gelmese de İngilizce geliştirme bahanesiyle İngilizce film ve dizilerden bazılarını takip etmek gibi bir istek geliyor.

İki gündür bu hedefler kafamda soru işaretli şekilde bekliyor demiştim. Zinciri kırma ile alakalı Google Play Store’dan bir kaç uygulama indirdim, hangisini kullanacağıma karar verememekle beraber “Fabuluous” adlı uygulama biraz hoş gibi duruyor.  Devam ettiremeyip iki hafta sonra tüm uygulamaları kaldırdım. Tekrar başlıyorum.

yazı yazmayı becerebilmek

yazmak-kalem-kagit

30 Ağustos günü bu tweeti atmıştım. Siteyi VCard haline dönüştürsem mi blogu kapatsam mı soruları her daim aklıma geliyordu. Fakat diğer blog yazarlarına bakıp 5 – 6 sene önceki kayıtlarını görmek, beni biraz iştaha getiriyor, dursun bakalım diyordum. Hiç olmadı yazılım konusunda karşılaştığım hataların loglarını tutar bir daha karşılaşırsam hem bana kolaylık olur, hemde başka karşılaşanlara da belki bir faydamız olur diye nitelikli yazı yazmasam da hata kayıtları, kod örnekleri için kapatmamıştım.

İki ay kadar önce İngilizce’mi geliştirmek için Medium’dan gelen maillerin arasından şu 1000 kelime hayatımı nasıl değiştirdi yazısını okumaya çalışıyordum, ortağım Rıza‘ya biraz bahsedince Türkçe çevrisini kendisinin okuduğunu söyledi, bir aratıp okuyup iyiymiş demiştik.

Üzerinden çok geçmedi Fırat Demirel’in Her gün Elli Kelime yazısı geldi. Fırat’ın yılbaşında 2016 hedefleri ile alakalı yazısına da imrenip kendim için bir hedef listesi oluşturdum 2 gün boyunca, nihayete erdiremeden oda taslaklar listesindeki güzide yerini aldı..

Hasan Yaşar’ın yazma ile alakalı Yazmanın gücü, haydi sen de yaz yazısını okurken aklıma şöyle bir soru geldi, Yazmış olmak için yazmak mantıklı mı ? Yani bana ve okuyana ne katacak.. En başa dönmüştüm ne anlatabilirim, yani bana göre günler standart geçiyor, her gün işe gidip akşama kadar yarı boş, yarı dolu işlerle uğraşıp kafayı şişirip geliyordum. Yani bu blogu okuyacak olan okuyucu heyecanlandıracak çok fazla şey yaşamıyorum gibi düşünüyordum. Fırat’tan sonra Hasan abiden de yazma ile alakalı aynı minvalde bir yazıyı görünce ilk etapta içimden “herkes yazsın o zaman, kalitesiz yazılarla internet çöplüğe dönüştürmeye devam edelim” diye geçirdim, hatta eleştirel tarzda bunu bloga yazayım diye planladım aradan çok geçmeden, ilk yazıdaki çöp yazılardan kaliteli içerik elde etmek olgusu zihnimde canlandı. Acaba benim yazı yazmama konusundaki bahanelerim ne diye biraz düşündüm;

  1. Tembellik, iş yerinde işlerimizi söz verdiğimiz tarihte teslim edemiyoruz ki buraya vakit ayıralım değil mi ?
  2. Ne yazayım canım; oysa yazılacak o kadar çok şey var ki, düşünen bir varlığız gün içerisinde beynimizi siyasetten, spora, mesleğimizden, dini ve ahlaki konulara kadar ne kadar fazla şeye yoruyoruz. Yazacak hiç mi bir şey yok.
  3. Beğenilmeme korkusu, sanırım bu bizim tarafımızı biraz daha etki altına almış gibi, Blogun sloganı olarak “Bırak dağınık kalsın” seçmiştim zamanında. Sebebi ise iyi bir iş yapayım diye düşünmekten, hiç birşey yapamadığımı az biraz fark ettiğim içindi. Yine rastladığım bazı bloglarda “bazen saçmalayabilirim” gibi notlar düşüyor arkadaşlar, bu saçmalama kelimesinin arkasında da aynı korku var kanımca.

Madem bahaneleri ortaya koyduk, bunlara kendimce bir çare bulup bu yazıyı bitirelim.

Tembellik konusu iş hayatımda da yaşadığım en büyük sorunlardan biri tam ismi tembellik mi bilemeyeceğim ama elimde yapacağım bir yapılacaklar listesi “to-do list” yoksa en değerli sermayem olan zamanımı boş bir kağıdı buruşturup çöpe atarcasına, ne-nasıl sorularına koca bir hiç cevabı vererek harcıyorum. Mesela zinciri kırma yazısı ile tanıştığım dontbreakthechain.com‘u 15 gün kullandım, 15 gün boyunca sabah sporu yapabildim ama zinciri bir kırdın mı gerisi gelmiyor. To-do list önemli hacılar… yazmak bundan böyle to-do listimizde

Ne yazmalıyım ve beğenilmeme korkusunu beraber işleyelim; spor, siyaset, felsefe, din vs. bir çok konuda yazmak mantıklı gelmiyor, insan bir alanda uzmanlaşmalı ve alanı üzere yazılar yazmalı ki faydalı olsun, alan dışı yazılar yazamaz mıyız, klavye bende olduğu sürece saçmalamak serbest, bırak dağınık kalsın buralar..

08504252096 – 02129750400 – Hediye paketi kazandınız adı altında “Telefon dolandırıcılığı”

Geçen günlerde telefonuma bir mesaj geldi,

54******** No lu Telefon Numaraniza Policelerinizden dolayi tanimlanan 2750tl degerinde HEDIYE paketinizi 3 gün icinde almazsaniz iade olacaktir. 02129750400

hediye-kazanmisim

Dolandırıcılık mesajı olduğu gün gibi ortadayken ne diyerek milleti kandırıyorlar diye aradım. Bayan telefon numaramın aradığım numara olduğunu ve benden yanlış bir isim bilgisi aldıktan sonra, paketin içinde şu kadarlık parfüm, bilmem ne kadarlık falan, bilmem ne kadarlık filan diyerek anlatmaya başladı, ptt kargoya göndereceklerini oradan bizim alacağımızı sadece 8 küsür lira kargo ücreti ödeyeceğimi söyledi. Telefonu kapatır kapatmaz BTK ya şikayette bulundum, BTK gün içerisinde geri döndü.

 

dolandirici

Neyse aradan bir kaç gün geçti, kargonun ptt şubesinde olduğuna dair bir mesaj geldi, çok fazla alakadar olmadım.

kargo

2 gün sonra bir bayan arayıp kargo’nun beklediğini tekrarladı. Fakat 98 TL ücretle almam gerektiğini söylüyordu. O ücrette bir kargo beklemediğimi söylediğimde, bayan bu şekilde beyanatınızı aldım deyip kapattı. 98 TL ücret meselesini ilk konuştuğumuzda söylemediler diye hatırlıyorum kadın 98 dedi’de ben mi sekiz anladım acaba diye şüpheye düştüm internette biraz arayınca ücret konusunda yanıltıyorlar diyen çıkmamış. Bir arkadaş konuşmayı kaydedip YouTuba eklemiş.


Bayan beyanatımı iletmiş olacak ki ertesi gün bir mesaj daha geldi. Hakkımda yasal işlem başlatacaklarına dair. Yasal işlem başlatacakları için filan değil acaba korkup gider paketi alır mı diye. İnternet’te bazı kaynaklarda okudum sahte avukatlık bürosu isimleri veya uydurmasyan isimlerle şu hukuk bürosundan arıyoruz diye millete tehdit vâri konuşmalar yapanlarda varmış. Sakın ola böyle mesajlara prim verip aramayın kimse kimseye bedava bir şey vermez. Aramışsanızda bunların tehditlerine boyun eğip para ödemeyin, geri alsınlar kargodan paketlerini, hiçbirimiz paramızı sokaktan toplamıyoruz.

yasal-islem

Şu ana kadar herhangi bir hukuk bürosundan arayan olmadı, arayacaklarını da zannetmiyorum, ararlarsa da hiç birşey elde edemeyeceklerini onlarda biliyor. Kargo hala bekliyor olmalı ki günlük kısa mesaj gönderiyorlar gidip kargoyu almam için. Tekrar ediyorum böyle bir durumla karşılaşırsanız sakın teslim almayım. Size bir mesaj geliyorsa’da ilk olarak gelen mesajı bir Google’da aratın muhtemelen böyle bir yazıyla karşılaşırsınız.

kargo-takip

Ayrıca bu türden vakalar başınıza gelirse ilgili yerlere şikayet etmeyi de unutmayınız.

Şikayet için: Bimer

Activity’nin tekrar yüklenmesini önlemek

Ekranı çevirdiğimizde Activity’nin create metodu tekrar çalışır ve verilerimiz tekrardan yüklenir. Bunu önlemek için AndroidManifest.xml (Ayar dosyamız) da ilgili activity tanımına

android:configChanges=“keyboardHidden|orientation|screenSize”

bu ayarı eklersek değişikliklerde create methodu tekrardan çalışmayacaktır.

Asp.net çerezlerde türkçe karakter sorunu

Asp.net ile çerez işlemleri yapıp türkçe karakter sorunu yaşıyorsanız sorunun çözümü için verdiğiniz değerdeki türkçe karakterleri şifreleyip yazarak ve gösterimde de şifreyi decode edip alarak bu sorunu çözebilirsiniz. Şifreleme için kendi algoritmanızı kullanacağınız gibi aşağıdaki kod bloklarından da istifade edebilirsiniz.

Şifreleme

HttpCookie cookie = new HttpCookie("kullanici");
cookie.Expires = DateTime.Now.AddMonths(12);
cookie.Values.Add("KAd", Server.UrlEncode("Fatih Çelen"));
Response.Cookies.Add(cookie);

Çözme

HttpCookie cookie = Request.Cookies["kullanici"];
if (cookie != null)
{
txtKullanici.Text = Server.UrlDecode(cookie.Values["KAd"]);
}

Senin gönlün değişirse dünya değişir

“Şu dünya bir dağ gibidir.
Ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir.
Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır.
Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır.
Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece Sadece güzel sözler et.
Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak.
Senin gönlün değişirse dünya değişir.”

Şems-i Tebrizi

Yemek yiyen filozoflar örneği – Dining Philosophers Problemi

Resim1

Yemek yiyen filozoflar örneği, literatüre Dijkstra tarafından kazandırılmıştır ve eş zamanlı işlem yönetimini (concurrent process management) sembolize eder.Filozoflar bu problemde ya makarna yerler yada düşünürler yani aynı işi birarada yapamazlar.

Masada filozof sayısı kadar tabak ve tabakların arasında birer çatal vardır. Filozoflar makarnayı tek çatalla yemek zor olduğu için 2 çatalla yiyebiliyorlar. Maalesef her filozofa bir çatal düşüyor ve yemeğe hepsi aynı anda başlıyorlar. Bu yüzden hepsinin elinde birer tane çatal olmasına rağmen, hepsi diğer çatalı bekliyor ve hiçbiri yemek yiyemiyor. Böylece sonsuza kadar aç kalıyorlar!

Problemde karşılaşılan birinci sorun hepsi iki yanındakini birden almaya kalkarsa, bu durumda, eş zamanlı işlemlerde karşılaşılan yarış durumu (racing condition) ortaya çıkacaktır ve hangisi önce davranırsa o yemeğini yiyebilecektir.Belki de hepsi bir çatal alacağından hiçbiri yiyemeyecektir.Yada bir diğeri yesin diye hiçbiri çatal almayıp aç kalabileceklerdir. . Bu tip problemler, genelde kıtlık problemi (starvation) olarak düşünülebilir.

Problemde karşılaşılan diğer bir sorun ise ölümcül kilitlenmedir (deadlock). Yanlış bir tasarım sonucunda, tek çatal alan ve çatalı bırakmak için diğer filozofun bırakmasını bekleyen bir filozof sistemi kilitleyebilir. Bu da problemde bulunan ikinci risktir.

Son olarak problemin tanımında, filozoflar birbiri ile konuşamaz kuralı getirilmiştir. Aslında filozoflar birbiriyle çatallar üzerinden iletişim kurmaktadır. Örneğin sağındaki veya solundaki filozofun o anda çatalı alıp almaması, yanındaki filozoflar hakkında bilgi vermekte ve bu da üstü kapalı bir iletişim olarak kabul edilmektedir.Çözümlerin tamamında iletişim sadece çatalların durumuna göre sağlanmaktayken, sadece son çözüm olan chandy misra çözümünde filozoflar doğrudan birbiri ile iletişime geçebilmektedir.

Problemin çözümü için geliştirilen algoritmalar;
1. Rastgele süre çözümü (Random Solution)
2. Garson çözümü (Conductor Solution)
3. Monitör Çözümü (Monitor Solution)
4. Chandy Misra Çözümü (Chandy Misra Solution)
Rastgele süre çözümü (Random Solution)

Filozofların problemi çözmek için tamamen rastgele davranması öngörülür. Filozoflar, bir çatal aldıktan sonra ikincisini alabilirse yemeğini yer. Şayet ikinci çatalı alamazsa rastgele bir süre ikinci çatalın boşalmasını bekler.Eğer yanındaki çatalı bırakırsa yemeği yer yada bu süre içerisinde çatalı bırakmazsa yemeği yemeden elindeki çatalı yanındakinin yemesi için bırakır.Sistem rastgelelik üzerine kurulduğu için başarıya ulaşması beklenmez.

Garson çözümü (Conductor Solution)

Bu çözümde masanın etrafında bir garsonun dolaşması ile çözüm üretilmeye çalışılmıştır. Garson, sürekli olarak masada boş duran ve filozoflar tarafından yemek için kullanılan çatalların sayılarını takip etmektedir. Bir şekilde her filozof, masadan çatal alabilmek için garsonun iznini istemek zorundadır. Şayet garson izin vermezse filozof masadan çatal alamaz.Eğer ki garson bütün filozoflara yemek imkanı sunarsa deadlock ihtimalinden kurtulmuş olunur ve her filozof aç kalmadığı için kıtlık problemi(starvation) ile karşılaşmaları engellenir.

Örneğin garsonun masayı saat yönünde döndüğünü ve bir filozofu başlangıç kabul ettiğimizi düşünelim.O anda işaretlediği filozof yemek yiyor, sonraki yemiyor , sonraki yiyor ve böylece kaç filozof varsa, sırayla bir yiyor bir yemiyor şeklinde düşünülebilir. Bu durumda her filozof yemek yemek için yeterli çatalı buluyor demektir.7

Monitör Çözümü (Monitor Solution)

Bu çözüm, garson çözümüne çok benzemektedir. Amaç sırasıyla her filozofun bir yiyen bir de yemeyen şeklinde sıralanmasıdır. Burada her filozof belirli bir sırayla sıralanmaktadır (örneğin saat yönünde veya saat yönünün tersi istikamette) ardından kendinden önceki filozofun durumunu kontrol ederek yemek yiyorsa yemez, kendinden önceki filozof yemek yemiyorsa bu durumda kendisi yemek yer.

Tek sayıda filozof olması durumunda yemek yeme eyleminin masada bir dalga şeklinde bir noktadan başlayarak sürekli döndüğü görülebilir. Şayet filozof sayısı çift ise bu durumda sürekli aynı filozoflar yemek yerken diğer filozoflar ölecektir. Bir çözüm olarak, şayet toplam filozof sayısı çift ise, sırasıyla tek ve çift filozoflara yemek yedirmek bir çözüm olabilir. Örneğin önce 1,3,5 numaralı filozoflar yemek yerken, sonra 2,4,6 numaralı filozoflar yemek yiyebilir.

Chandy Misra Çözümü (Chandy Misra Solution)

Çözümün en önemli özelliği, merkezi bir karar mekanizmasını ortadan kaldırması ancak buna karşılık, filozoflar birbiri ile konuşamaz kuralını çiğnemesidir. Bu çözüm, geliştiren iki kişinin ismi ile anılmaktadır (K. Mani Chandy ve J. Misra). Çözüm 4 adımdan oluşmaktadır.
Bu Adımlar;
1. Her filozof ikilisi için bir çatal üretilir ve bu çatal en düşük sayı sahibi olan filozofa verilir. Her çatal kirli veya temiz olarak işaretlenebilir ve başlangıç durumunda bütün çatallar kirlidir.

2. Bir filozof, bir kaynak kümesini kullanmak istediğinde (yani yemek yemek istediğinde), komşusu olan çatalları kullanmak zorundadır. Elinde olmayan (ihtiyacı olan) bütün çatallara bir talep yollar.

3. Bir filozof, elindeki bir çatal için talep aldığında, şayet elindeki çatal temizse kullanmaya devam eder, şayet çatal kirli ise, çatalı masaya koyar. Ayrıca masaya konan çatal temiz olarak işaretlenerek konulur.

4. Bir filozof yemek yedikten sonra çatalı kirli olarak işaretler. Şayet bir filozof, daha önce bir çatalı talep ettiyse, çatalı temzileyerek masaya koyar.
Açıklamak gerekirse çatallara kirli ve temiz şeklinde numaralar verilir.Çatalın talep edilmesi veya edilmemesi durumu kirli veya temiz olma durumuna göre belirlenir.Çatalın üzerinde talep olması çatalın kirli olduğu anlamına gelmektedir. Her çatal sadece talep eden filozof tarafından kullanılacağı için de kullanma işlemi öncesinde tek bir filozofa atama yapılmış oluyor. Ayrıca filozofların talep işleminin gerçekleşebilmesi için iki çatalın birden atamasının yapılması gerekmektedir.

Burda deadlock oluşma ihtimalini ortadan kaldırmak için numaralandırma yapılmıştır. Yani filozofların hepsi aynı önceliğe sahip olduğu durumlarda bir kilitlenme ihtimali bulunmakla birlikte, bu ihtimali bertaraf etmek için her filozofa bir numara verilmiş ve bu numaraya göre en düşük değere sahip filozof öncelikli olmuştu.r.Bir diğer sebep olan kıtlık sorunu ise çatalların temiz yada kirli olma ihtimali ile engellenmiştir.